MASKDER ARGE Kurulu, MASKDER vizyonu ve misyonu doğrultusunda hazırlayacağı eğitim, araştırma çalışmaları, konferans, söyleşi ve benzeri çalışmaların hazırlandığı kuruldur. ARGE kurulu dernek hedef ve ilkeleri doğrultusunda gerekli planlama, proje oluşturma ve yürütme faaliyetlerini gerçekleştirir. Hazırladığı faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için derneğin diğer organları ile koordineli bir biçimde çalışan ARGE kurulu uygun gördüğü alanlarda faaliyet gösterir.
Modern Araştırmalar ve Stratejik Kalkınma Derneği belirlemiş olduğunu 11 çalışma başlığına ilişkin ARGE Kurulu üyesi alım sürecini başlatmıştır. Başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından, ilgili değerlendirme ve bilgilendirme süreçleri başlatılacak ve adaylara detaylı bilgi iletilecektir. Çalışma alan ve başlıkları aşağıdaki gibidir;
İdeolojiler, bir toplumun siyasi, ekonomik ve kültürel düzenini şekillendiren sistematik düşünce ve inançlar bütünü olarak tanımlanır. İnsanlık tarihinin ilerleyişinde, fikirler ve ideolojiler, bireylerin ve toplulukların dünyayı algılama biçimlerini belirlemiş ve toplumsal dönüşümlerin temelini oluşturmuştur. Fikirler ideolojilerin temel yapı taşlarıdır. Günümüzde fikirlerin yayılımı, küreselleşme ve dijitalleşmeyle hız kazanmış, farklı ideolojiler arasında etkileşim artmıştır. Türkiye’de ve dünyada siyasi fikir ve hareketlerin anlaşılması, günümüz toplumlarının davranışlarını anlamak açısından önem arz etmektedir.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Güvenlik, bireylerin ve toplumların varlığını sürdürebilmesi için sağlanması ve güvence altına alınması gereken temel unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyler, toplumlar ve devletler var olabildikleri süre boyunca yaşamlarını sürdürebilir ve diğer işlerle meşgul olabilirler. Refah ve eğitimin arttırılabilmesi için ülke içi ve dışı tehditlerin ülkenin güvenliği tehdit etmesinin engellenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, güvenlik ile ilişkili durum ve olguların anlaşılması ve anlamlandırılması, bir devletin kaynak ve zaman ayırması gereken bir durumdur. Güvenlik çalışmaları küresel düzeyde eleştirel ve stratejik açılardan değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde bu alanda yapılan çalışmaların çeşitlendirilmesi ve farklı bakış açıları kazandırılması -çevre ülkelerdeki güvenlik durumları göz önünde bulundurulduğunda- hayati önem taşımaktadır.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonucunda bağımsızlıklarını elde eden Türk devletleri sürekli olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst düzeyde önem gösterdiği konulardan biri olmuştur. Çin’in yükselişi dolayısıyla küresel düzenin çok kutuplu bir sisteme doğru seyrettiği görüşü dünyada tartışılmaya ve bu doğrultuda politikalar gerçekleştirilmeye başlamıştır. Bu doğrultuda, Bağımsız Türk devletlerinin yalnızca kültürel ve ekonomik açılardan iş birliği faaliyetleri yürütmesi, devlet yöneticileri tarafından yeterli görülmemektedir. Türk devletleri teşkilatı gibi organizasyonlar Türk devletlerinin politik alanlardaki iş birliğini arttırmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, Türk dünyasının kültürel, iktisadi, siyasi ve askeri birlik alanları ve fırsatlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Türk dış politikası, tarihten günümüze kadar coğrafi, kültürel ve tarihsel dinamiklerin şekillendirdiği bir yapıya sahip olmuştur. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras aldığı derin tarihsel bağlar ve jeopolitik konumuyla hem Batı dünyası hem de İslam coğrafyası arasında köprü görevi üstlenmiştir. Bu çerçevede, İslam dini, yalnızca kültürel bir miras değil, aynı zamanda dış politikada stratejik bir araç ve diplomatik bir unsur olarak önemli bir rol oynamıştır. İslam, Türkiye’nin hem uluslararası platformlarda Müslüman toplumlarla ilişkilerini hem de kendi bölgesel liderlik stratejilerini şekillendiren bir unsurdur. Türkiye’nin İslam dünyasıyla olan ilişkileri, tarihi bir derinliğe sahip olduğu kadar, modern dönemde de siyasi ve ekonomik iş birliklerini güçlendiren bir araç haline gelmiştir. Bu konunun derinlemesine ele alınması, Türkiye’nin hem kendi tarihsel mirasını anlaması hem de modern dünya düzenindeki rolünü güçlendirmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Türkiye’nin jeopolitik konumu, tarihsel derinliği ve kültürel çeşitliliği, bölge çalışmaları açısından kritik bir öneme sahiptir. Asya, Avrupa ve Orta Doğu’nun kesişiminde yer alan Türkiye, Orta Doğu, Kafkaslar, Balkanlar, Akdeniz ve Karadeniz gibi farklı bölgelerin tam merkezinde bulunur. Bu durum, bölgesel krizlerin Türkiye üzerindeki etkilerini anlamayı, enerji koridorlarındaki rolünü değerlendirmeyi ve bölgesel güç dinamiklerini yönetmeyi gerekli kılmaktadır.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Tarım 4.0 ve Endüstri 4.0, günümüz teknolojilerinin tarım ve endüstri alanlarına entegrasyonuyla, üretim süreçlerinde dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ kullanımını ifade etmektedir. Küresel düzeyde toplumların ihtiyacını karşılama noktasında önem taşıyan bu konseptler, gelecek yüzyılda sıklıkla karşılaşacağımız kavramların arasında yer almaktadır.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Veri bilimi ve yapay zekanın (AI) önemi, çeşitli sektörlerde karar verme, operasyonel verimlilik ve inovasyonu geliştiren dönüştürücü etkisinde yatmaktadır. Bu teknolojiler, kuruluşların büyük miktarda veriden yararlanmasını sağlayarak üretkenliği ve stratejik avantajları artırmaktadır. İşletmeler başta olmak üzere birçok kurumda karar-alma mekanizmalarının etkinliği arttıran ve maliyetini düşüren yapay zekâ uygulamaları kurumlarda çalışan kişilerin iş yüklerini azaltarak verimliliği arttırmaktadır.
Kurumsal karar-alma ve politika-üretim konularında veri biliminin kullanılması doğru stratejilerin kullanılması açısından önemlidir. Bu nedenle, geleceğin politika yapıcıları ve analistleri veri işleme, analiz etme ve görselleştirme becerilerine sahip olmalıdır.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Sürdürülebilir kalkınma, çevresel, sosyal ve ekonomik zorlukları ele alarak bugünün ihtiyaçları ile gelecek nesillerin ihtiyaçlarını dengelemeye çalıştığı için çok önemlidir. Bu bütüncül yaklaşım ekolojik bütünlüğün, sosyal eşitliğin ve ekonomik uygulanabilirliğin sağlanması için gereklidir. Sürdürülebilir kalkınma, ekonomik büyüme, sosyal refah ve çevresel koruma arasındaki dengeyi sağlamayı amaçlayan bir strateji olarak, Türkiye için büyük bir öneme sahiptir. Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olarak karşı karşıya olduğu çevresel, sosyal ve ekonomik zorluklar, sürdürülebilir kalkınma planlarının hayata geçirilmesini kritik hale getirmiştir.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Yerel yönetimde günceli ve geleceği okumak, Türkiye açısından büyük bir önem taşımaktadır. Türkiye, hızlı bir şekilde değişen demografik, sosyoekonomik ve sosyokültürel yapıya sahiptir. Kentleşme, nüfus artışı, göç ve dijitalleşme gibi süreçlerin yerel yönetimler üzerinde etkili olması ve bu yönetimlerin değişen ihtiyaçlara hızla uyum sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Yerel yönetimler, vatandaşların beklentilerini karşılamak onları karar alma süreçlerine dahil etmek suretiyle yerel demokrasiyi güçlendirmeli ve toplumun sosyal uyumunu arttırmalıdır. Aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğal afetler gibi kriz durumlarına müsait bir coğrafyada bulunması, yerel yönetimlerin bu alanlarda da faaliyet gösterme gereksinimini ortaya çıkartmaktadır.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Enerji, küresel ekonominin temel dinamiği, ulusal güvenliğin önemli bir unsuru ve uluslararası politikaların stratejik bir aracıdır. Üretimden ticarete, sanayiden günlük yaşama kadar tüm alanlarda enerjiye olan ihtiyaç, modern dünyanın işleyişini etkilemektedir. Enerji kaynakları, ülkeler arası güç dengelerini ve jeopolitik stratejileri şekillendirmektedir. Bu nedenle, küresel ölçekte enerji kaynaklarının ve geçiş güzergahlarının anlaşılması; uluslararası sistemin ve çatışmaların gidişatı hakkında veriye dayalı öngörüler sağlamak açısından önemlidir.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;
Türk Ceza Hukuku, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini korumak, toplumsal düzeni sağlamak ve adaletin tesisi için hayati bir rol üstlenir. Hukukun üstünlüğü ilkesi, ceza hukuku uygulamalarının temel dayanağını oluşturmaktadır. Toplumsal düzenin sağlanması ve kamu kurumlarına olan güvenin tesisi için, Türk ceza hukuku uygulamalarının titizce incelenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu alana ilişkin çalışma başlıkları aşağıdaki gibidir;