FİNANSAL SERMAYE OLARAK KREDİ KANALI BİR ÜRETİM KARŞITLIĞI OLUŞTURUR MU?
Gelişmekte olan ülkeler için büyüme ve kalkınmanın sürdürülebilirliği oldukça önemlidir. Teknolojik gelişmelerin bilgiye ulaşımda getirdiği kolaylıklar sonucunda piyasalar birbirleriyle daha hızlı etkileşime girip rekabetin artmasına sebep olmuştur. Bu rekabet sonucunda gelişmekte olan ülkelerdeki piyasalar kendileri sürekli bir adım öteye taşımak mecburiyetinde kalmıştır. Bu mecburiyet neticesinde nitel ve nicel olarak üretimi arttırma isteği oluşturmuş olup bu sebeple piyasaların sermayeye olan ihtiyacını arttırmıştır. Piyasalar mevcut olan sermaye ihtiyaçlarını finansal sistemlere başvurmakla gidermeye çalışmışlardır. Bu sermaye ihtiyacını karşılamak için finansal sistemlere başvurulmasının nedeni, finansal sistemlerin büyüme ve kalkınma için gerekli yatırımları toplayıp bunları yatırım yapmak isteyen kurum ve kuruluşlara arz etmesidir. Bu arz çoğunlukla piyasa ve şirketlerin kredi mekanizmasını kullanmalarıyla gerçekleşir. Kredi mekanizması bankalar tarafından içinde bulundukları piyasada büyümeyi hedefleyen şirketlere verilen bir sermaye aracıdır. (Vurur & Özen, 2013, p. 118)
BULGULAR
Banka Kredi Kanalları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi
Bankalar ekonomide tasarrufların yatırıma dönüştürülmesinde, kredi imkânı sağlayarak büyümeyi desteklemekte ve içinde bulundukları para ve sermaye piyasasına likidite sağlayarak üretimi desteklemeye katkı sağlayan kurumlardır. Bankaların bu işlevleri ekonomik kalkınma ve sürdürülebilir büyüme için oldukça önemlidir. (Yetiz & Ünal, 2021, p. 4489)
Bankaların piyasaya sağladıkları kredi hacmini merkez bankası etkiler. Bu durumun sebebi merkez bankasının uyguladığı para politikasının türü bankaların kullandığı fon maliyetlerini, faiz oranlarını vb. etkilediği için bankaların verdiği kredi miktarını etkileyebilir. Merkez bankasının genişletici para politikası uygulaması bankaların piyasaya daha fazla kredi sağlamasına sebebiyet verip ekonomik büyümenin artmasına neden olur. Buna karşın merkez bankasının daraltıcı para politikası uygulaması bankaların piyasaya daha az kredi sağlamasına neden olup ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkileyebilir. (Öztürkler & Çermikli, 2007, p. 58-59)
Şekil 1: Kredi kullanımı ve GSYH büyümesi(TÜİK, BDDK, QNB Finansbank)
Banka kredilerinin merkez bankası tarafından uygulanan politikalar sonucunda olumlu veya olumsuz yönden etkilendiğinden yukarıda bahsetmiştik. Buna dayanarak Şekil 1’deki grafikte Türkiye’de net kredi kullanımı ve GSYH büyümesi arasındaki uyumu görebilirsiniz. Grafikte verilen dönemlerde uygulanan genişletici para politikaları sonucunda ekonomide para arzını arttırıcı ve faiz oranlarını düşürücü uygulamaların sonucunda ülkede oluşan iç yatırımlar artmıştır. Bu iç yatırımların artması sebebiyle harcamalarda artış görülmüş ve iç piyasada kredi kullanımı artmıştır. Bu harcama ve yatırımlar sonucunda da ek GSYH da artış oluşmuştur. (Yetiz & Ünal, 2021, p. 4492)
Yukarıda Şekil 2’de görüldüğü üzere 2010 yılı ile 2022 yılları arasında yurt içinde kullanılan toplam kredi hacmi ile GSYİH arasında bir paralellik görülmektedir. Bu grafiği ele alarak iç piyasada kullanılan kredilerin GSYİH’yi takip edip GSYİH’ye olumlu etki sağlayıp büyümeyi destekleyici bir rol oynadığından bahsedebiliriz.
Aşağıdaki Şekil 3’te ise 2010-2022 yılları arası Finans dışı özel sektörün toplam kredi kullanımı/GSYİH oranı ve Toplam kredi/GSYİH oranı arasındaki uyumu görebilirsiniz. Bu grafikten yola çıkılarak finansal kesim dışındaki firmaların kredi kullanımı hususunda GSYİH ile beraber hareket etmesi sonucunda kredilerin firmalar tarafından kullanılıp büyümeye (GSYİH) endeksli olduğu çıkarımını yapmak mümkündür.
Bu veriler bize ekonomide bir üretim karşıtlığı olmadığını, piyasaların kredileri kullanarak ekonomik büyümeyi desteklediğini gösteriyor. Nitekim piyasaların bu şekilde borçlanmaya ve kredi kullanımını arttırmaya yönelik uyguladığı politikalar bir süre sonra bir finansal iflasa düşme durumuna dönüşebilir. Özel sektördeki firmaların faaliyet dışı kârlar elde edip sürekli olarak borçlanmaya gitmesi şirketlerin faaliyetlerinde bir azalmaya sebebiyet verip üretimin düşmesine neden olabilir. Bunun sonucunda da üretimin az olduğu bir piyasada elde edilen kârların faaliyetlerden değil de faaliyet dışı gelirlerden elde edilmesi olası bir aksaklık durumunda firmaları bir finansal kriz çıkmazına sürükleyebilir. (Yücel & Kalyoncu, 2010, p. 56)
Yukarıda Şekil 4’te özel sektör tarafından yurt içinde ihraç edilen borçlanma senetleri kullanımında en yüksek bankaların ondan sonra da diğer mali sektörün geldiğini görmekteyiz. Bu borçlanma oranları bir üretim karşıtlığı oluşturup iç piyasanın ve bu iç piyasaya sermaye sağlayan bankaların resmen bir finansallaşma kafesi içine hapsolunduklarının göstergesidir. Olası bir sıkıntı durumunda şirketlerin bankalara borçlarını ödeyememesi, bankalarında verdikleri kredilere karşılık ödeme alamaması bir krize sebebiyet verebilir. Nitekim Türkiye’de oluşan 2001 krizi ve Amerika’da oluşan 2007-2008 krizleri buna çok iyi bir örnektir. (Yücel & Kalyoncu, 2010, p. 59-61)
SONUÇ
Sonuç olarak Türkiye nezdinde finansal piyasalarda mevcut bulunan kredi kanalı iç piyasada işlem gören firmalara bir sermaye desteği sağlayıp herhangi bir üretim karşıtlığı durumu oluşturmamıştır. Ancak ülke içinde merkez bankası tarafından uygulanan politikalar kredi kanallarının genişlemesine veyahut daralmasına sebebiyet vereceği için firmaların olası bir aksaklıkta ellerindeki kredi döngüsünü çeviremeyip finansal olarak bir krize sürüklenmeleri ihtimal dahilindedir. Günümüze en yakın zamanda ortaya çıkan krizler finansal kaynaklı olmuş olup özellikle Amerika’daki 2007-2008 krizi sadece Amerika’yı değil çoğu ülkeyi etkilemiştir. Bunun sebebi günümüzde artık birçok ülkede bulunan piyasaların birbirleriyle adeta bir zincir gibi bağlantı olmuş olmasıdır. Bu sebeple piyasada işlem gören firmaların olası bir kriz durumuna karşı ellerini güçlü tutmaları gereklidir. Bunu da faaliyetlerinden elde ettikleri gelirlerle yani klasik yöntemle, üreterek elde etmelidirler.
KAYNAKÇA
1. Vurur N.S. ve Özen. E. (2013). Türkiye’de mevduat banka kredisi ve ekonomik büyüme ilişkisinin incelenmesi. Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6 (3), 117-131
2. Yetiz, F. ve Ergin Ünal, A. (2021). Banka kredileri, para arzı ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye örneği. OPUS–Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 17(37), 4487-4509. DOI: 10.26466/opus.873635
3. Öztürkler, H. ve Çermikli, A. H. (2007), Türkiye’de bir parasal aktarım kanalı olarak banka kredileri. Finans Politik ve Ekonomik Yorumlar, Dergisi, 44(514),57-68.
4. Yücel F, KALYONCU H (2010). Finansal krizlerin öncü göstergeleri ve ülke ekonomilerini etkileme kanalları: Türkiye örneği. , 53 - 69.