ÖNSÖZ
Ülkemizde birçok meslek grubunun, farklı klasmanlarda birçok sorunla karşılaştığı reddedilemez bir gerçektir. Bu sorunlarla başa çıkmak adına çeşitli meslek örgütleri kurulmuş, bazıları işlerlik sahibi olmakta, bazısı ise “hak savunuculuk” iddiasıyla reklam yapsa dahi dişe dokunur bir iş görmediği gerçeği o meslek gruplarında bilinmektedir.
Avukat mesleği mensuplarının karşılaştığı; mensup sayısının orantısız artışı sonucunda maddi ve manevi çöküş, adliyelerde avukata yaklaşımlar, yargının diğer iki sacayağının üst-bakışı ve imkan dağılımları, mesleğin birçok ekonomik segmente ayrılması ve meslek yetkilerinin çeşitli gruplarca tecavüzü gibi hususların hepsi hakkında yetkili fakat hiçbiri hakkında yeterli olamayan-olmayan baro hakkında; tespit ve çözüm önerilerine dair yazımızı kamuoyuna sunuyoruz.
BAROLARIN YETKİ VE SORUMLULUKLARI
GİRİŞ
Baroların yetkileri ve sorumluluklarını, neleri doğru neleri yanlış yaptıklarını, tüm bu hususlar ile birlikte bir meslek örgütü olarak neler yapmaları gerektiği meseleleri üzerinden Türkiye Barolar Birliği ve kapsadığı il baroları örnekleri üzerinden irdeleyeceğiz. Öncelikle baro kavramının ve baroculuğun tarihsel gelişimi hakkında sonrasında ise Türkiye Barolar Birliğinin örgüt yapısı, görevleri, yetkileri, yetkilerinin dayandığı kanuni gerekçeler üzerinden bir bilgilendirme yapılması gerekir.
A) GENEL ANLAMDA BARO VE BARONUN FAALİYETLERİ
Fransızca kökenli bir kelime olan baro, bir şehir veya bir bölge avukatlarının bağlı olduğu meslek kuruluşu olarak tanımlanır. Avukatların yan yana örgütlenerek mesleklerini layıkıyla gerçekleştirebilmeleri adına yaptığı tüm faaliyetleri temsil eden baro, yargının savunma ayağını temsil eden, avukatları koruyan, avukatlık mesleğinin saygınlığını tesis etmeye çalışan ve avukatlara olan güveni sağlamayı vazife edinen bir meslek kuruluşudur. Dünyada farklı yapı ve örgütlenme modelleri şeklinde örnekleri mevcuttur. En geniş anlamıyla avukatların bağımsız ve özerk meslek kuruluşlarının tümü baro olarak adlandırılmaktadır.
Barolar, avukatlık mesleğinin ve genel olarak hukuk süreçlerinin ayrılmaz bir parçasıdır ve hem üyelerinin (avukatlar) hem de genel olarak kamunun yararına çalışırlar. Daha spesifik olarak tanımlanacak olursak, barolar öncelikli olarak avukatlara eğitim ve diğer donanım artırıcı destekleri sağlar, avukatlara mesleki becerilerini ve bilgilerini geliştirme ve mesleki irtibatlarını artırma olanağı sunar. Bunun yanı sıra, avukatlık mesleğinin kalitesini, yetkinliğini ve ahlaki ve vicdani sınırlarda yürütülmesini sağlayarak genel olarak hukukun işleyişi yararına çalışırlar ve mesleği niteliksiz ya da kötü niyetli uygulayıcılardan korurlar.
B) SAVUNMANIN VE BARO FAALİYETLERİNİN TARİHÇESİ
Savunmanın tarihinin başlangıcı Sokrates'e kadar uzanmaktadır. Zira Sokrates’in yargılandığı halk mahkemesindeki savunması, modern tarihin kayda geçirdiği ilk bütüncül ve kapsamlı savunma metni olarak kabul edilmektedir. Sokrates’in kendi başına yaptığı bu savunmasının yanı sıra Eski Yunan’da başkalarını savunma işini üstlenen kimseler vardı.
Savunma faaliyetinden para kazanmayan bu kişilerin savunmayı meslek edindiklerini söylemek güç olsa da, avukatlık mesleğinin ilk örnekleri olarak bu savunmanlar gösterilebilir.
Tarihte bilinen ilk baro da Eski Yunan’da; Atina’da kurulmuştur. Atina şehir devletinin yöneticilerinden birisi olan Draca, Atina Barosu’nun ilk düzenlemelerini yapmıştır. İlk anayasal metinleri hazırlayan kişi olarak bilinen Solon ise bu düzenlemeleri sağlamlaştırarak devam ettirmiştir.
Avukatlığın halen ücretli bir meslek olarak görülmediği Roma’da, avukatlık sosyal bir statü ve politik mevkilere ulaşım aracı olarak görülmekteydi. Bu uygulamaya bağlı olarak avukatların örgütlenmesi ve düzenlenmesi ihtiyacı hasıl olmuştu. Roma İmparatorluğunda, 359 yılından itibaren avukatlar topluluklar halinde örgütlenmeye başlamış olup bu tarihin akabinde barolar ortaya çıkmıştır. Şimdiki noterlik sistemi gibi sayıları belirli ve sınırlı olan avukatlar resmen atanırlardı ve en kıdemli avukat ise baro başkanı olarak atanırdı.
Avukatlık mesleğinin yeniden gelişimi ve avukatların mesleki örgütlenme girişimleri Fransa’da bir kıvılcımdan bir aleve dönüşmüştür. 14. yüzyıl Fransa’sında Avukatların bulundukları şehirlerden diğer şehirlere giderek savunma yapmaları bu dönemde avukatların “adaletin gezici şövalyeleri” olarak adlandırılmalarını beraberinde getirmiştir. Bu dönemde Baro Levhası (avukat sicili) uygulaması getirilmiş, avukatlar kendi içinde gruplandırılmış ve diğer avukatların hukuk nosyonu ile kendilerini donatabilmeleri adına staj müessesesi doğmuştur.
Bu örgütlenmenin modern anlamda baro örgütlenmesi yerine sıradan bir esnaf-lonca örgütü halinde faaliyet gösterdiği tarihsel bir gerçektir. Bu itibarla loncalar cemaat ve erken dönemdeki dinsel kurum örgütlenmelerine benzemekteydi. Dışa kapalı ve sert bir disiplinin hâkim olduğu bu yapılarda üyelerin haklarından daha çok görevleri, yükümlülükleri ve sorumlulukları vardı. Lonca sistemi, toplumsal bir faaliyet üretmekten daha ziyade, sadece avukatların ayrıcalıklı olduğu bir imtiyaz mekanizmasıydı; dayanışma fonksiyonunun ötesinde, üyelerini toplum içinde gelir ve meslek sahibi yapan ve buna bağlı olarak ayrıcalıklı kılan bir nitelikteydi. Üyelerini kendi içinde eriterek yok eden bu sistem katı bir hiyerarşik yapıya sahipti ve avukatlık mesleğinin bağımsız olması ilkesi ve avukatın halkın içinde olması anlayışıyla bağdaşmıyordu. 2023 Türkiye'sinden bu yazıyı yazmakta olan avukatlar olarak utanç içinde söylemeliyiz ki günümüzdeki statükocu baroların meslektaşlara sunmuş olduğu yapılanmanın bir benzerini Ortaçağ Avrupa'sında da görmekteyiz.
C) TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİNİN ÖRGÜT YAPISI, GENEL KURUL YAPISI VE GÖREVLERİ
1136 sayılı Avukatlık Kanunun 76. maddesine göre Barolar: Avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.
Baroların da dâhil olduğu kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, Anayasa’nın 135. maddesinde: “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” şeklinde ifade edilerek baroların amaçları ve görevleri anayasal düzeyde ortaya konmuştur. Barolar; Genel kurul, yönetim kurulu, baro başkanlığı, baro başkanlık divanı, disiplin ve denetleme kurulları gibi organlardan oluşmaktadır.
Genel kurul levhaya kayıtlı tüm avukatlardan oluşur. Genel kurulun, yönetim kurulunu, baro başkanlığını, başkanlık divanını, disiplin kurulu, denetleme kurulu ile Türkiye Barolar Birliği delegelerini seçme görev ve yetkileri mevcuttur (1136 Sayılı Avukatlık Kanunu 76. Madde)
Barolar Birliğinin Görevleri
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nu 110. Maddesinde Birliğin görevleri sayılmıştır:
"Türkiye Barolar Birliğinin görevleri şunlardır:
1. Baroları ilgilendiren konularda her baronun görüşünü öğrenip, ortaklaşa görüşmeler sonunda çoğunluğun düşünce ve görüşünü belirtmek,
2. Baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlayıp meslekin gelişmesini sağlamak,
3. Baro mensuplarının genel menfaatlerini ve meslekin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak,
4. Türkiye barolarını ve mensuplarını birbirine tanıtarak aralarındaki meslek bağını kuvvetlendirmek,
5. Her il merkezinde baro kurulmasına ve vatandaşlarda kendilerine ait davaları avukatlar eliyle açmanın ve savunmanın lüzum ve faydaları hakkındaki inancı yerleştirmeye çalışmak,
6. Kanunların memleket ihtiyaçlarına uygun olarak gelişmesi ve yürütülmesi yolunda dileklerde, yayınlarda bulunmak, gerekirse ön tasarılar hazırlamak,
7. Baroları ilgilendiren konularda görüşünü yetkili mercilere duyurmak,
8. Adalet Bakanlığının, yargı veya yasama yetkisini taşıyan mercilerin ve baroların soracakları adli ve mesleki konular hakkında görüş ve düşüncelerini rapor halinde bildirmek,
9. Avukatların meslekte gelişmelerini teşvik edecek ve sağlayacak her türlü tedbirleri almak,
10. Mahkeme içtihatlarının sistemli bir surette toplanması ve yayınlanması için Adalet Bakanlığı ve yargı mercileri ile işbirliği yapmak,
11. Kanunların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesine ve yüklediği görevlerin tam ve şerefli bir şekilde yerine getirilmesine çalışmak,
12. Baro mensuplarının ilmi ve mesleki seviyelerini yükseltmek için kitaplık açmak, dergi çıkarmak, konferanslar düzenlemek, telif ve tercüme eserler meydana getirilmesini teşvik etmek,
13. Meslekin daha cazip bir hale getirilmesi ve bu konuda yazılı amaçlara erişilebilmesi için düşünülecek çare ve tedbirleri görüşmek üzere zaman zaman toplantılar düzenlemek."
D) TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİNİN YENİDEN DÜZGÜN BİR YAPILANMAYA KAVUŞABİLMESİ İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Baroların organları, genel kurul, baro meclisi, yönetim kurulu, baro başkanlığı, baro başkanlık divanı, disiplin ve denetleme kurulları şeklinde yeniden yapılanmalıdır. Baroların yapısını daha demokratik hale getirmek, temsilde adaleti sağlamak, çoğulcu bir yapı oluşturmak için Kanundaki organların yanı sıra baro meclisi kurulmalıdır. Baro Meclisi ile baro yönetim kurulu üye sayısı da o ilin baro levhasında kayıtlı avukatların sayısına göre belirlenmelidir. Yönetilebilir baro için; kurulacak olan bu baro meclisi üye sayısı, yönetim kurulu üye sayısının 5 katı olmalıdır.
Mevcut kanuna göre baro yönetim kurulunda; avukat sayısı 50’den 100’e kadar olan barolarda 6, 101’den 250’ye kadar olan barolarda 8, 251’den fazla olan barolarda 10 asıl üye ve her baroda asıl üye sayısınca yedek üye bulunur.
Avukatlık Kanunu 90. maddede belirtilen sisteme göre, yönetim kurulu çarşaf liste denilen, kurulların üye sayısından daha fazla aday göstermek suretiyle, tercihin seçmene bırakıldığı liste ile seçim yapılmasını öngörmektedir. Ancak birçok baro seçiminde Kanundaki bu sistem, “çoğunlukta olan” gruplar tarafından delinerek dayatmacı bir zihniyetle “blok liste” ile seçime girilmekte ve “çoğunlukta olan” grubun adaylarının tamamı hiçbir ayrıma tabi tutulmadan seçimi kazanmaktadır. 31.12.2022 tarihi itibarıyla uygulamalı örneğe konu olan İstanbul Barosunun mevcudu 59.274 avukat, Erzincan Barosunun mevcudu ise 265 avukattır. İstanbul Barosunda da Erzincan Barosunda da bir oy fazla alan baro başkan adayının çevresindeki grup bütün kurullarda temsil edilme yolunu kendilerine açabilmektedir. Diğer baro başkan adaylarına temsil yetkisini vermiş avukat meslektaşlar ise doğal olarak çoğulcu değil çoğunlukçu baro yönetimlerinin kendilerini temsil etmelerine şahitlik etme durumunda kalmaktadırlar.
Türkiye Barolar Birliğinin ve kapsamış olduğu il barolarının amacına uygun şekilde faaliyet göstermesini, mesleki faaliyetlerin yürütülmesi noktasında avukatların karşısında değil yanında olmasını, diğer meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarından diğer tüm siyasi iklimde ilgili yöneticilerin kendi seslerinin yansıması olacak çoğunlukçu bir tek sesli yapıyla değil çok sesliliğin hakim olduğu, tüm fikirlerin saygı çerçevesinde tartışılabildiği ve bu fikir teatisi neticesinde egemen azınlık sınıfın değil, tüm meslektaşların haklarını ve menfaatini gözetebilecek çoğulcu bir yapıya kavuşabilmesini sağlamak için baroların ve barolar birliğinin yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç olduğu düşüncesi avukatlık kamuoyunda, özellikle genç meslektaşlar arasında yaygın bir düşüncedir. Bu yaygın düşünce neticesinde her baronun meslektaş sayısına göre üye sayısının dağılıma uğradığı bir Barolar Birliği Meclisi faaliyete geçirilmelidir. İstanbul Barosu ile Erzincan Barosu aynı sayıda meslektaş ile temsil edilmemelidir. Ancak uygulamada şu an karşılaştığımız blok liste gafletinin bir kenara bırakılarak kanunda belirtilen çarşaf liste uygulamasının doğrudan doğruya uygulanması sağlanarak tüm adayların kendi oranlarında Barolar Birliği Meclisinde temsili sağlanmalıdır.
Baro bünyesinde süreklilik arz edecek şekilde mesleki faaliyet sürdürmenin önüne geçilmesi adına il barolarının ve bahsedilen Barolar Birliği Meclisi üyeleri en fazla iki dönemliğine seçilmelidir. Böyle bir sınırlama, belirli kişilerin meclis üyeliğini daimi bir makam şeklinde sürekli olarak işgal etmesinin önüne geçecek, dönüşümü zorunlu kılarak baro yönetiminde temsilin kalitesini artıracaktır. Hukukun ve toplumun dinamik yapısına ve değişen ihtiyaçlarına bağlı olarak avukatlık mesleği ve genel olarak baroların ilgi alanına giren konular da değişmektedir. Buna paralel olarak yeni kişilerin yönetimde söz sahibi olmasının sağlanması baro yönetimini de gerekli dinamizme sahip olmasını sağlayacaktır.
Bahsedilen yeniden yapılanmanın gerçeğe dönüşebilmesi adına gerçekleşmesi gereken mesele ise avukatların en başta kendilerinin ifade özgürlüğü ve katılımcı demokrasinin sağlanması değerlerine uygun şekilde hareket ederek çoğulcu yapıyı kurmalarıdır. Bu çoğulcu yapının ana çekirdeğini genç kadroların oluşturması gerektiği, tecrübeli baro yöneticilerinin ise en insani duygulardan biri olan koltuğuna sahip çıkma hırsından vazgeçerek gençliğin enerjisini doğru yerlere, doğru şekilde konsantre edebilmesi adına genç yöneticilere yol göstermesi ve bu erdemli davranışları karşısında genç meslektaşlarının saygısını statükocu anlayış ile değil değişen, gelişen ve son derece dinamik kadrolara danışmanlık yaparak baroculuğa devam etmeleri gerekliliği açıktır.
Yukarıda bahsi geçen çözüm önerilerinin icra edilebilir olup olmadığı hususunun ilgili statükoyu kuran yaşça büyük meslektaşların genç avukatların yoluna en azından engel olmadan meslek hayatlarına devam edip etmediklerine bağlı olduğunu önemle hatırlatmak isteriz. Genç ve hür avukatlar olarak çoğunluğun sesini değil çok sesliliği ve aktivizmi savunacağımızı da büyük bir gururla ifade ederiz.
HUKUK ÇALIŞMALARI MASASI
ÜYESİ
Av. Mehmet Berk ALINCA